3 Aralık 2010 Cuma

36. hafta muayenemiz (3 aralik 2010) 36. hafta

17:45 de zar zor yetiştik. Cuma akşamı trafiği malum. Yine de iyidi. Vahide Hanim protein dağılımını çok beğendi. Bakliyat tüketimi ve et tüketimi, meyve süt dağılımı mükemmel ama biraz sebze eksik. Yani öğün olarak değil de çeşit olarak. Beyaz lahanayi brokoliyi brüksel lahanasını ve karnıbaharı haşlama olarak bolca tüketebilirsiniz dedi. Balık son haftalarda önemli. Ancak vucudunuzda ödem çok fazla dedi. İzne çıktığınızda 1 kg civarinda ödeminizi atacaksiniz şimdi yoruluyorsunuz dedi. Bizi tartınca 2100 gr almışız 3 haftada. Toplamda ise 12.5 kg almış bulunmaktayiz. İlk tartimda 2800 görünce moralim çok bozuldu ama Vahide Hanim ben hırkamı çıkartmamıştım dedim tekrar çıktım tartiya süper 700 gr düştü:)
Yukari Dilşah Hanimin yanina çıktık. Raporumuzun 15 aralıkta başlayacağını öğrendik. Kalmış şurada 12 gün. Dilşah Hanim, Ayşe Hemşireyi çağırdı. Birlikte yukari çıktık. NST odasina girdik. Erdal Bey karşımda oturdu benim belime iki problu alet bağlandı biri kasilmalar için diğeri de bebeğin kalp atışları için ve cihazın sesi açıldı. Çılgın gibi sesler geliyor:)
Erdal şaşkın şaşkın izliyor. Ben Lina da bi kaç kere görmüştüm ama insan içinde kendisi duyduğu da bebeğinin kalp atışı olunca daha bir farklı oluyor. Bebeğin her hareketinde bir butona basıyorsunuz. Ekranda erdal okuyor dakikada önce 142 ile başladı kalp atışı sonra hızlandı 175e kadar çıktı. Hareketlenince kalp atış ritmi yükseliyor. Sürekli kımıl kımıl. Erdal bi ara videoya aldi. Sonra hemşire geldi 20 dk sonra beni çözdü. Nasil hareketli bir bebek diye o bile şaşırdı:)
Kalp çıktılarımız ile bir alt kata Tarık Bey'in yanina indik. Bizi her zamanki gibi o saatte yorgun olmasına rağmen pozitif ve gülerek karşıladı. Çıktımızı çok beğenmiş. Kalp ritimlerinin testere gibi keskin olmasi bebeğin oksijeni yeterince ve bol aldığını gösteriyormuş. Hareketli dedi o da. Rahim kasilmalarin var ama düzgün değil ve hafif hafif dedi. Olması gereken gibi yani. Ben doğuma hazırlık mı yakın mı yoksa deyince yok yok dedi. Gel onu ultrasondan sonra konuşalım dedi. Ultrason odasına geçtik. Rahim ağzı kapalı. Bebek dönmüş. Kafası idrar kesesinin üstünde. Bunun için ani idrara sıkışma problemlerin olabilir dedi. İdrar keseme kafa atiyormuş:) Poposu sağ kaburgamın altında. Olması gereken gibi diyerek Tarık Bey beni rahatlatıyor. Plesanta artık yaşlanmaya başlamış dedi. Pürüzler ve kabarcıklar gördük. Bu haftalarda olması gerektiği gibi dedi. Bebeğin başının bir fotoğrafını çekti. Gözler açık:) Pek açmazlar gözlerini hemen çekelim dedi Tarık Bey. İri ve çekik gözleri var dedi.


Sonra ayaklara baktik karnıma dayamış. Onlar da çok net hemen onun da fotoğrafını çektik.



Bacak boyu kol boyu kafa ve karın çapından sonra tontiş kızımın kilosu 2700 gr çıktı. 35. haftada 2500 gr üstünü bekleriz biz dedi. Tontiş kızım 2700 gram ile yine önde gelişimi. Erdal burnu nasil burnu die sordu:) Karadenizli laz burnu dedi kahkaha atti. Umarim şaka yapmıştır:) Sonra çok güzel çok güzel herşey yolunda dedi. Tansiyonum 10-7 ölçüldü. 12 kg çok iyi ama 15 kgyu geçirmeyelim totalde dedi. Sonra doğumdan bahsetti.
Suyun gelirse 4 saat içinde kasilamlarin sıklaşırsa korkmadan acile gel. Ben orayi tam anlayamadim. Doğum deyince zaten geriliyorum kopmuşum. Erdal da anlamamış:) Biz 24 saat buradayiz dedi. Ben biraz gerildim. Sonra 2 hafta sonra görüşelim dedi. Hah dedim demek ki 2 hafta içinde doğum görünmüyor:) 36 haftadan sonra doğan bebeklere biz prematüre demiyoruz. 37yi de pek istemeyiz ama 38in içinde yada geçince çok ama çok daha rahatız dedi. Şurada 2 haftamız var sonrasinda hiç bir riskimiz yok dedi.
Erdal ile kordon kanını sorduk. Biz biraz internette araştırdık sizin anlaşmalı ekibiniz var mi? Bir ekip çağıralım mı ne dersiniz napalim Tarık Bey dedim. Gerekli mi kordon kanı saklanmalı mı diye sorduk. Uzun uzun anlattı. Kök hücre şu anda bile iliklerimizde var. İhtiyaç olduğunda 2. çocuk yapılabilir. Kordon kanından alınan kök hücrenin miktari bir çocuk için 5 yaş sonrasındaki tedaviler için yetersiz. Yine ilikten çekme tedavisine geçiliyor dedi. 11 yıl sonrasi ise hücrenin bozulmadığına dair hiç bir belge yok. Üstelik de oldukça maliyetli bir iş dedi. 1000 euro arti her sene için kira isteniyormuş dedi. Bana sorarsaniz bence gerek yok dedi.Erdal da şaşırdı. O kadar hazırlamıştı ki kendisini maddi bütçeyi de ayarlamıştı:) Çıkınca da diyorki bu ayırdığım bütçe ile sana ne alayim:) Doğum hediyesi alacakmış Erdal Bey bana. Ne istesem ki:))) Doğuma gitmeden birlikte seçelim ne istersen diyor:)
18 aralık için randevumuzu aldık. Hastanenin doğum fotoğrafçısı varmış. Yarın arayıp konuşalım diyoruz. Refakatçi için de yemek çıktığını öğrendik. Hastanenin Cafe Lea'sinda çok yüksek fiyatlar. Bunu forumlardan da okumuştum. Sonra Erdal bir de raporu sordu. Ben zorlanıyorum ancak raporumuda bozdurtmak istmiyorum. Grip yada başka bir nedenle alınan raporlar da doğum izninden düşüyor mu diye sordu. Son 8 haftada alınan tüm raporlar doğum izninden düşer dedi Dilşah Hanim. Erdal güldü güldü benim düşündüğümü çoktan Sağlık Bakanlığı düşünmüş diyor:) Ve Tunalı ya iniyoruz. Araba hastanede kalıyor. Balık yiyoruz. Ben alabalık alıyorum Erdal hamsi tava. Bir tur atıyoruz benim karnım yine geriliyor ve eve dönüyoruz. Halama uğramak istiyoruz ama işyerinde değil. Telefon açıyorum işten çıktım Betül, evdeyim biraz ateşim var diyor.

0 yorum: